Fakat burada başka bir soru ortaya çıkar: Ev işinin ortadan kalkması mı söz konusudur, yoksa başka bir kadının üzerine mi aktarılmıştır?
Akademik araştırmalar, ücretli ev işlerinin toplumsal cinsiyet, sınıf ve etnisiteyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Yurdakul'un kesişimsellik yaklaşımını kullanan çalışması, ücretli ev işlerinin yalnızca “kadınların yaptığı işler” şeklinde açıklanamayacağını; sınıf, etnisite ve göçmenlik gibi faktörlerin de çalışma ilişkilerini biçimlendirdiğini ortaya koyuyor. Wiley Online Library
ILO da göçmen ev işçilerinin dil ve kültürel farklılıklar, düzensiz göç statüsü, sosyal korumaya erişim ve çalışma koşullarının belirsizliği gibi ek kırılganlıklarla karşılaşabildiğini belirtiyor. International Labour Organization+1
Yani bir ailenin “ev işlerini paylaşması” ile ekonomik olarak daha güçlü bir ailenin bu işi ücret karşılığında başka bir çalışana devretmesi aynı toplumsal sonucu yaratmayabilir.
Irk, Etnisite ve Ev İçi Emeğin Kesişen Boyutları
“Irk” kavramının her toplumda aynı şekilde işlediğini düşünmemek gerekir. Türkiye açısından etnisite, göçmenlik, milliyet, dil ve toplumsal aidiyet gibi kategoriler bazı durumlarda daha açıklayıcı olabilir. ABD veya Birleşik Krallık gibi ülkelerde ise ırksallaştırılmış toplumsal gruplar üzerine yapılmış araştırmalar farklı örüntüler ortaya koymaktadır.
Örneğin ABD'de yapılan geniş kapsamlı bir zaman kullanımı araştırması, ev işlerinin kadınlar ve erkekler arasında dağılımının farklı etnik/ırksal gruplarda aynı biçimde gerçekleşmediğini göstermiştir. Araştırmacılar, yalnızca “kadınlar erkeklerden daha fazla ev işi yapar” modelinin farklı grupların deneyimlerini açıklamakta yetersiz kalabileceğini vurgulamıştır. PubMed Central (PMC)
Birleşik Krallık'ta yapılan başka bir araştırma da toplumsal cinsiyet, etnisite, eğitim ve istihdam durumunun ev içi iş bölümünde birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini ortaya koyuyor. PubMed Central (PMC)
Bu nedenle “bütün kadınlar aynı şekilde eziliyor” veya “bütün erkekler aynı ayrıcalıklara sahip” gibi cümleler analizi zayıflatır.
Daha doğru soru şudur:
Hangi kadın, hangi erkek, hangi ekonomik koşullarda, hangi aile yapısında ve hangi toplumsal bağlamda yaşıyor?
İşte kesişimsellik yaklaşımının temel önemi burada ortaya çıkar.
Davlumbaz, Teknoloji ve Eşitsizliği Çözebilir mi?
Teknoloji ev işlerinin yükünü azaltabilir. Daha güçlü aspirasyon sistemleri, bulaşık makineleri, robot süpürgeler, hazır yemek hizmetleri veya çevrim içi marketler zaman kazandırabilir.
Fakat teknoloji tek başına toplumsal cinsiyet eşitsizliğini çözmez.
Çünkü daha iyi bir davlumbaz satın almak, “mutfağın sorumlusu kadın olmalıdır” şeklindeki toplumsal normu otomatik olarak değiştirmez.
Hatta teknolojinin yükü azalttığı bazı durumlarda boşalan zamanın yine başka ev işleriyle doldurulması mümkündür.
Dolayısıyla teknolojik çözüm ile toplumsal çözüm birbirinden ayrılmalıdır. Cihaz işi kolaylaştırabilir; fakat işin kime ait olduğuna ilişkin normu değiştirmez.
Ev İçinde Eşitlik İçin Daha Somut Bir Yaklaşım
Bence tartışmayı “kadınlar neden bu kadar ev işi yapıyor?” sorusuyla sınırlamak yerine daha ölçülebilir hale getirmek daha faydalı.
Bir evde şu sorular sorulabilir:
- Yemek planını kim yapıyor?
- Alışveriş listesini kim hazırlıyor?
- Market alışverişini kim yapıyor?
- Yemek pişirmeyi kim üstleniyor?
- Yemekten sonra mutfağı kim topluyor?
- Davlumbaz filtresinin temizlenmesi gerektiğini kim hatırlıyor?
- Çocuğun beslenme çantasını kim hazırlıyor?
- Evde bir şey bozulduğunda tamir edilmesi gerektiğini kim takip ediyor?
- Ev işlerinin yapılmasını kim organize ediyor?
- Tatil, misafirlik veya aile ziyaretlerinin planını kim yapıyor?
Son soru özellikle önemli. Çünkü ev içi emek yalnızca “ellerle yapılan işler” değildir. Planlama, hatırlama ve takip etme de emektir.
ILO ve OECD'nin araştırmaları da ücretsiz bakım ve ev işlerinin kadınların ekonomik ve sosyal fırsatları üzerinde etkili olabildiğini ortaya koyuyor. International Labour Organization+1
Kişisel Deneyim Meselesi ve Araştırmaya Dayalı Bakış
Kişisel deneyim açısından burada açık olmak önemli: Bu yazı gerçek bir bireysel yaşam öyküsü üzerine kurulmuş değildir. Kişisel deneyim uydurmak yerine, TÜİK, OECD, ILO, UN Women ve akademik araştırmalardan elde edilen bulgular temel alınmıştır.
Bununla birlikte forum tartışmalarında kişisel deneyimler son derece değerli olabilir. Çünkü istatistik bize ortalamayı gösterirken, insanların kendi hayatlarında bu eşitsizliği nasıl yaşadığını her zaman göstermez.
Bir kişinin “Bizim evde işler gerçekten eşit” demesi de önemlidir. Başka bir kişinin “Ben hem çalışıyorum hem de evin bütün organizasyonu bende” demesi de.
Bu iki deneyim birbiriyle çelişmek zorunda değildir. Sosyal yapıların etkisi her ailede aynı şekilde ortaya çıkmaz.
Forumda Tartışmaya Açık Sorular
Buradan sonra asıl ilginç bölüm forumdaki kişisel deneyimler olabilir.
1. Sizce ev işlerinde asıl sorun yapılan işin miktarı mı, yoksa işlerin sorumluluğunun kimde olduğunun varsayılması mı?
2. “Ben yardım ediyorum” ifadesi sizce ev işlerinde eşitliği mi gösterir, yoksa evin asıl sorumlusunun başka biri olduğunu mu ima eder?
3. Çocuklara ev işi öğretirken kız ve erkek çocuklara farkında olmadan farklı görevler veriliyor mu?
4. Ekonomik olarak daha güçlü ailelerin ev işlerini ücretli çalışanlara devretmesi, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini azaltıyor mu, yoksa eşitsizliği başka kadınların emeğine mi taşıyor?
5. Göçmen veya etnik azınlık gruplarından kadınların ev işlerinde istihdam edilmesi söz konusu olduğunda sınıf, cinsiyet ve etnisite nasıl birlikte değerlendirilmeli?
6. Bir erkeğin yemek yapması veya temizlik yapması neden bazı ortamlarda “yardım” olarak tanımlanırken, kadının aynı işi yapması çoğu zaman doğal bir sorumluluk kabul ediliyor?
7. Sizce teknolojik ürünler, örneğin daha gelişmiş bir davlumbaz, gerçekten ev içi emeği azaltıyor mu; yoksa yalnızca aynı sorumlulukların daha hızlı yapılmasını mı sağlıyor?
Davlumbazın diğer adı olan “aspiratör” sorusu ilk bakışta tamamen teknik bir soru gibi görünüyor. Fakat mutfak üzerinden düşündüğümüzde mesele cihazın isminden çok daha geniş bir hale geliyor. Mutfak; emek, zaman, para, bakım, toplumsal cinsiyet ve sınıf ilişkilerinin her gün yeniden üretildiği alanlardan biri.
Belki de bu nedenle bir dahaki sefere davlumbazın düğmesine basarken sorulabilecek en ilginç soru “Bunun başka adı ne?” değil, “Bu mutfağın sorumluluğu neden kime ait kabul ediliyor?” olabilir.
Akademik araştırmalar, ücretli ev işlerinin toplumsal cinsiyet, sınıf ve etnisiteyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Yurdakul'un kesişimsellik yaklaşımını kullanan çalışması, ücretli ev işlerinin yalnızca “kadınların yaptığı işler” şeklinde açıklanamayacağını; sınıf, etnisite ve göçmenlik gibi faktörlerin de çalışma ilişkilerini biçimlendirdiğini ortaya koyuyor. Wiley Online Library
ILO da göçmen ev işçilerinin dil ve kültürel farklılıklar, düzensiz göç statüsü, sosyal korumaya erişim ve çalışma koşullarının belirsizliği gibi ek kırılganlıklarla karşılaşabildiğini belirtiyor. International Labour Organization+1
Yani bir ailenin “ev işlerini paylaşması” ile ekonomik olarak daha güçlü bir ailenin bu işi ücret karşılığında başka bir çalışana devretmesi aynı toplumsal sonucu yaratmayabilir.
Irk, Etnisite ve Ev İçi Emeğin Kesişen Boyutları
“Irk” kavramının her toplumda aynı şekilde işlediğini düşünmemek gerekir. Türkiye açısından etnisite, göçmenlik, milliyet, dil ve toplumsal aidiyet gibi kategoriler bazı durumlarda daha açıklayıcı olabilir. ABD veya Birleşik Krallık gibi ülkelerde ise ırksallaştırılmış toplumsal gruplar üzerine yapılmış araştırmalar farklı örüntüler ortaya koymaktadır.
Örneğin ABD'de yapılan geniş kapsamlı bir zaman kullanımı araştırması, ev işlerinin kadınlar ve erkekler arasında dağılımının farklı etnik/ırksal gruplarda aynı biçimde gerçekleşmediğini göstermiştir. Araştırmacılar, yalnızca “kadınlar erkeklerden daha fazla ev işi yapar” modelinin farklı grupların deneyimlerini açıklamakta yetersiz kalabileceğini vurgulamıştır. PubMed Central (PMC)
Birleşik Krallık'ta yapılan başka bir araştırma da toplumsal cinsiyet, etnisite, eğitim ve istihdam durumunun ev içi iş bölümünde birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini ortaya koyuyor. PubMed Central (PMC)
Bu nedenle “bütün kadınlar aynı şekilde eziliyor” veya “bütün erkekler aynı ayrıcalıklara sahip” gibi cümleler analizi zayıflatır.
Daha doğru soru şudur:
Hangi kadın, hangi erkek, hangi ekonomik koşullarda, hangi aile yapısında ve hangi toplumsal bağlamda yaşıyor?
İşte kesişimsellik yaklaşımının temel önemi burada ortaya çıkar.
Davlumbaz, Teknoloji ve Eşitsizliği Çözebilir mi?
Teknoloji ev işlerinin yükünü azaltabilir. Daha güçlü aspirasyon sistemleri, bulaşık makineleri, robot süpürgeler, hazır yemek hizmetleri veya çevrim içi marketler zaman kazandırabilir.
Fakat teknoloji tek başına toplumsal cinsiyet eşitsizliğini çözmez.
Çünkü daha iyi bir davlumbaz satın almak, “mutfağın sorumlusu kadın olmalıdır” şeklindeki toplumsal normu otomatik olarak değiştirmez.
Hatta teknolojinin yükü azalttığı bazı durumlarda boşalan zamanın yine başka ev işleriyle doldurulması mümkündür.
Dolayısıyla teknolojik çözüm ile toplumsal çözüm birbirinden ayrılmalıdır. Cihaz işi kolaylaştırabilir; fakat işin kime ait olduğuna ilişkin normu değiştirmez.
Ev İçinde Eşitlik İçin Daha Somut Bir Yaklaşım
Bence tartışmayı “kadınlar neden bu kadar ev işi yapıyor?” sorusuyla sınırlamak yerine daha ölçülebilir hale getirmek daha faydalı.
Bir evde şu sorular sorulabilir:
- Yemek planını kim yapıyor?
- Alışveriş listesini kim hazırlıyor?
- Market alışverişini kim yapıyor?
- Yemek pişirmeyi kim üstleniyor?
- Yemekten sonra mutfağı kim topluyor?
- Davlumbaz filtresinin temizlenmesi gerektiğini kim hatırlıyor?
- Çocuğun beslenme çantasını kim hazırlıyor?
- Evde bir şey bozulduğunda tamir edilmesi gerektiğini kim takip ediyor?
- Ev işlerinin yapılmasını kim organize ediyor?
- Tatil, misafirlik veya aile ziyaretlerinin planını kim yapıyor?
Son soru özellikle önemli. Çünkü ev içi emek yalnızca “ellerle yapılan işler” değildir. Planlama, hatırlama ve takip etme de emektir.
ILO ve OECD'nin araştırmaları da ücretsiz bakım ve ev işlerinin kadınların ekonomik ve sosyal fırsatları üzerinde etkili olabildiğini ortaya koyuyor. International Labour Organization+1
Kişisel Deneyim Meselesi ve Araştırmaya Dayalı Bakış
Kişisel deneyim açısından burada açık olmak önemli: Bu yazı gerçek bir bireysel yaşam öyküsü üzerine kurulmuş değildir. Kişisel deneyim uydurmak yerine, TÜİK, OECD, ILO, UN Women ve akademik araştırmalardan elde edilen bulgular temel alınmıştır.
Bununla birlikte forum tartışmalarında kişisel deneyimler son derece değerli olabilir. Çünkü istatistik bize ortalamayı gösterirken, insanların kendi hayatlarında bu eşitsizliği nasıl yaşadığını her zaman göstermez.
Bir kişinin “Bizim evde işler gerçekten eşit” demesi de önemlidir. Başka bir kişinin “Ben hem çalışıyorum hem de evin bütün organizasyonu bende” demesi de.
Bu iki deneyim birbiriyle çelişmek zorunda değildir. Sosyal yapıların etkisi her ailede aynı şekilde ortaya çıkmaz.
Forumda Tartışmaya Açık Sorular
Buradan sonra asıl ilginç bölüm forumdaki kişisel deneyimler olabilir.
1. Sizce ev işlerinde asıl sorun yapılan işin miktarı mı, yoksa işlerin sorumluluğunun kimde olduğunun varsayılması mı?
2. “Ben yardım ediyorum” ifadesi sizce ev işlerinde eşitliği mi gösterir, yoksa evin asıl sorumlusunun başka biri olduğunu mu ima eder?
3. Çocuklara ev işi öğretirken kız ve erkek çocuklara farkında olmadan farklı görevler veriliyor mu?
4. Ekonomik olarak daha güçlü ailelerin ev işlerini ücretli çalışanlara devretmesi, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini azaltıyor mu, yoksa eşitsizliği başka kadınların emeğine mi taşıyor?
5. Göçmen veya etnik azınlık gruplarından kadınların ev işlerinde istihdam edilmesi söz konusu olduğunda sınıf, cinsiyet ve etnisite nasıl birlikte değerlendirilmeli?
6. Bir erkeğin yemek yapması veya temizlik yapması neden bazı ortamlarda “yardım” olarak tanımlanırken, kadının aynı işi yapması çoğu zaman doğal bir sorumluluk kabul ediliyor?
7. Sizce teknolojik ürünler, örneğin daha gelişmiş bir davlumbaz, gerçekten ev içi emeği azaltıyor mu; yoksa yalnızca aynı sorumlulukların daha hızlı yapılmasını mı sağlıyor?
Davlumbazın diğer adı olan “aspiratör” sorusu ilk bakışta tamamen teknik bir soru gibi görünüyor. Fakat mutfak üzerinden düşündüğümüzde mesele cihazın isminden çok daha geniş bir hale geliyor. Mutfak; emek, zaman, para, bakım, toplumsal cinsiyet ve sınıf ilişkilerinin her gün yeniden üretildiği alanlardan biri.
Belki de bu nedenle bir dahaki sefere davlumbazın düğmesine basarken sorulabilecek en ilginç soru “Bunun başka adı ne?” değil, “Bu mutfağın sorumluluğu neden kime ait kabul ediliyor?” olabilir.