Para akışı ne anlama gelir ?

mudhaber

Global Mod
Global Mod
Nakit Girişi Ne Anlama Gelir?

Nakit Girişi Ne Anlama Gelir? Paranın Cebimize Uğrayıp “Ben Geldim” Demesi

Para konusunda hepimizin garip bir ortak noktası var: Para hesaba girerken zaman çok hızlı, hesaptan çıkarken ise fizik kuralları değişiyor. Maaş yatar, birkaç gün sonra “Bu para nereye gitti?” diye banka uygulamasına bakarız. Oysa işin muhasebe tarafında konu biraz daha sistemli. “Nakit girişi” denildiğinde aslında belirli bir dönemde bir kişinin, işletmenin veya kurumun elindeki kullanılabilir para miktarını artıran hareketlerden söz ediyoruz.

Ben nakit girişini anlamanın en kolay yolunu, banka hesabını küçük bir evin su deposu gibi düşünmekte buluyorum. Depoya su geliyorsa nakit girişi vardır; giderlerden dolayı su akıyorsa nakit çıkışı vardır. Fakat asıl mesele sadece deponun dolması değil, suyun nereden geldiğidir.

Çünkü hesaba 100 bin TL girmesi tek başına “durum çok iyi” anlamına gelmez. Bu para satıştan mı geldi, borçlanmadan mı, bir varlığın satışından mı, sermaye koymaktan mı? İşin kritik kısmı burada başlıyor.

Nakit Girişi Kısaca Nedir?

Nakit girişi, belirli bir dönem içerisinde işletmeye veya kişiye para ya da nakit benzeri varlıkların girmesidir. Bir işletme açısından müşteriden tahsil edilen satış bedeli, alınan kredi, ortakların şirkete koyduğu sermaye veya bazı varlıkların satılması sonucunda elde edilen para farklı türlerde nakit girişi oluşturabilir.

Türkiye'deki muhasebe uygulamalarında TMS 7 “Nakit Akış Tablosu”, nakit hareketlerini esas faaliyetler, yatırım faaliyetleri ve finansman faaliyetleri şeklinde sınıflandırır. Standardın amacı, işletmenin nakit ve nakit benzeri yaratma kabiliyeti ile bunların kullanımını değerlendirmeye yardımcı olacak bilgi sağlamaktır.

Buradaki önemli ayrım şu: “Gelir” ile “nakit girişi” aynı şey değildir.

Örneğin bir firma 100.000 TL'lik mal satıyor ama müşterisi ödemeyi 60 gün sonra yapacaksa, satış muhasebe açısından gelir yaratabilir fakat henüz kasaya veya banka hesabına 100.000 TL girmemiştir.

İşte finans dünyasının meşhur “kâğıt üzerinde zengin, bankada fakir” durumu biraz buradan çıkar.

Nakit Girişi ile Gelir Arasındaki Fark Neden Önemli?

Bence bu konu, finansal okuryazarlık açısından en çok karıştırılan noktalardan biri.

Bir şirketin gelir tablosunda yüksek satış rakamları görebilirsiniz. Fakat şirket müşterilerinden parasını zamanında tahsil edemiyorsa kasasında yeterli para bulunmayabilir. Maaş, kira, vergi, tedarikçi ödemeleri ve kredi taksitleri ise “Müşteri daha ödemedi” gerekçesini pek umursamaz.

TMS 7'nin yaklaşımı da nakit akışının ayrı olarak izlenmesinin neden önemli olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Nakit akış bilgileri, işletmenin likiditesini, ödeme gücünü ve gelecekteki nakit yaratma kapasitesini değerlendirmede kullanılabiliyor.

Basit bir örnek düşünelim:

Bir mobilya firması bir ayda 500.000 TL satış yaptı. Ancak bunun 350.000 TL'si vadeli satış. Aynı ay 200.000 TL tedarikçi ödemesi, 100.000 TL maaş ve diğer giderler var.

Kağıt üzerinde satış güzel görünüyor. Fakat banka hesabına gerçekten giren para 150.000 TL ise şirketin günlük ödeme kapasitesi bambaşka bir hikâye anlatabilir.

O halde şu soruyu sormak gerekiyor:

“Ne kadar sattın?” kadar “Ne kadarını tahsil ettin?” de önemli değil mi?

Nakit Girişinin Kaynakları Nelerdir?

Nakit girişlerini anlamanın pratik yolu, paranın kaynağına bakmaktır.

Bir işletmede başlıca nakit girişleri şunlar olabilir:

- Müşterilerden yapılan tahsilatlar

- Banka kredileri

- Ortakların sermaye katkıları

- Şirketin sahip olduğu araç, makine veya taşınmaz gibi varlıkların satışı

- Yatırımlardan elde edilen bazı nakit getiriler

- Diğer faaliyetlerden elde edilen tahsilatlar

Ancak bu kaynakların ekonomik anlamı birbirinden tamamen farklıdır.

Müşteriden 100.000 TL tahsil etmek, işletmenin ürün veya hizmet satarak oluşturduğu faaliyetten kaynaklanabilir.

Bankadan 100.000 TL kredi almak da hesabı 100.000 TL artırır ama şirket 100.000 TL daha zengin olmuş sayılmaz. Çünkü karşılığında bir borç doğmuştur.

İşte burada sadece “para geldi” diye sevinmek yerine “Bu para neden geldi?” sorusunu sormak gerekiyor.

Nakit Girişlerinin Üç Farklı Yüzü

TMS 7'ye göre nakit akışları esas faaliyetler, yatırım faaliyetleri ve finansman faaliyetleri olarak sınıflandırılır.

Esas faaliyetlerden nakit girişi, işletmenin normal faaliyetlerinden doğar. Bir restoranın müşterilerinden yaptığı tahsilat buna güzel bir örnektir.

Yatırım faaliyetlerinden nakit girişi ise uzun vadeli varlıkların veya nakit benzeri sayılmayan yatırımların elden çıkarılması gibi işlemlerden doğabilir.

Finansman faaliyetlerinden nakit girişi ise sermaye veya borçlanma yapısındaki değişikliklerden kaynaklanabilir. Örneğin şirketin kredi kullanması finansman kaynaklı bir nakit girişi olabilir.

Bu ayrım işletmenin hikâyesini anlamak açısından çok değerlidir.

Bir şirketin nakdi sürekli satışlardan geliyorsa başka bir tablo, sürekli kredi kullanarak ayakta kalıyorsa başka bir tablo vardır.

İkisinde de banka hesabında para olabilir.

Ama hikâye aynı değildir.

Erkeklerin Stratejik, Kadınların İlişkisel Yaklaşımı mı? Biraz Durup Düşünelim

Para konuşurken bazen “erkekler hesap kitap yapar, kadınlar daha duygusal yaklaşır” gibi klişeler ortaya atılıyor. Bence bu yaklaşım hem fazla basit hem de gerçek hayattaki çeşitliliği açıklamaktan uzak.

Mesela Ahmet isimli bir girişimci nakit girişlerini tamamen stratejik biçimde takip edebilir: “Bu ay tahsilat oranı kaç? Vadeli satışlar ne kadar? Önümüzdeki üç ayın ödeme takvimi nasıl?”

Aynı şekilde Elif isimli bir işletme sahibi de çalışanların maaşlarını zamanında ödeyebilmek, müşterilerle güven ilişkisini korumak ve tedarikçilere verdiği sözleri yerine getirmek için nakit planlamasına büyük önem verebilir.

Üstelik bunun tam tersi örnekler de fazlasıyla mümkündür.

Erkek bir işletme sahibi müşteri ilişkilerine olağanüstü önem verebilirken kadın bir finans yöneticisi son derece analitik ve stratejik bir nakit akışı modeli kurabilir.

Dolayısıyla burada cinsiyetten çok kişilik, eğitim, mesleki deneyim, sektör, aile geçmişi ve ekonomik koşullar belirleyici olabilir.

Strateji ile empatiyi birbirinin rakibi gibi görmek de gereksiz.

Çünkü iyi bir nakit yönetiminde ikisine de ihtiyaç var.

Rakamlar “ödeyebilir miyiz?” sorusunu cevaplar.

İnsan ilişkileri ise bazen “nasıl ödeyeceğiz ve bu süreçte güveni nasıl koruyacağız?” sorusunu gündeme getirir.

Nakit Girişi Fazlaysa Her Şey Yolunda mı?

İşte en tehlikeli yanılgılardan biri burada.

Bir şirketin hesabına yüksek miktarda para girmesi tek başına olumlu bir finansal tablo anlamına gelmez.

Diyelim ki işletme 2 milyon TL kredi çekti. Hesaba 2 milyon TL girdi.

Nakit girişi gerçekleşti mi?

Evet.

Şirketin operasyonel olarak 2 milyon TL kazandığını söyleyebilir miyiz?

Hayır.

Çünkü bu para borçlanmadan kaynaklandı.

TMS 7 de finansman faaliyetlerinden kaynaklanan nakit hareketlerinin ayrı değerlendirilmesini öngörüyor.

Aynı durum varlık satışında da geçerli.

Bir şirket fabrikasındaki makineyi satıp büyük miktarda nakit elde edebilir. Hesap hareketinde ciddi bir giriş görülür. Fakat işletmenin normal üretim faaliyetlerinin nakit üretme gücü hakkında sadece bu rakama bakarak olumlu veya olumsuz sonuç çıkarmak doğru olmaz.
 
Üst