Pardon nerede kullanılır ?

mudhaber

Global Mod
Global Mod
Pardon Nerede Kullanılır? Anlamı, Kökeni ve Günlük Dildeki Kullanımı

“Pardon” Nerede Kullanılır? Günlük Hayatta Küçük Bir Kelimenin Büyük İşlevi

Bazen tek bir kelime, bütün bir iletişimin havasını değiştirebiliyor. “Pardon” da bunlardan biri. Birine çarptığımızda “Pardon” diyoruz, duymadığımız bir şeyi tekrar ettirmek istediğimizde yine “Pardon?” diyebiliyoruz. Hatta bazen bir konuşmaya müdahale ederken, şaşkınlığımızı gösterirken veya karşımızdaki kişinin söylediğine hafifçe itiraz ederken bile bu kelime ağzımızdan çıkıveriyor.

İşin ilginç tarafı, “pardon” her zaman özür anlamına gelmiyor. Söyleniş biçimine, ses tonuna ve cümlenin bağlamına göre anlamı ciddi biçimde değişebiliyor. “Pardon, size çarptım” ile “Pardon, ne dediniz?” aynı kelimeyi taşısa da iletişimde yaptıkları iş tamamen farklı.

Benim açımdan “pardon”u ilginç yapan nokta da tam olarak burada başlıyor: Bu kelime yalnızca sözlük anlamıyla değil, sosyal ilişkiler içinde kazandığı işlevlerle anlaşılabiliyor.

“Pardon” Kelimesinin Tarihsel Kökeni Nereden Geliyor?

“Pardon” Türkçeye ait kökeni eski bir kelime değil. Fransızca “pardon” kelimesinden geçmiş ve Fransızcadaki “affetme, bağışlama” anlamıyla bağlantılı bir geçmişe sahip. Fransızca “pardonner” fiili “affetmek, bağışlamak” anlamına geliyor. Kelimenin daha eski kökeni ise Latince “perdonare” sözcüğüne kadar uzanıyor.

Burada önemli bir ayrıntı var: Türkçedeki kullanım, kelimenin tarihsel anlamını birebir korumuyor. Dilin güzel taraflarından biri de zaten bu. Bir kelime başka bir dile geçtiğinde yalnızca sözlük karşılığı taşınmıyor; yeni toplumun iletişim alışkanlıklarına göre farklı görevler üstlenebiliyor.

Bugün Türkçede “pardon” dediğimizde çoğu zaman “affet beni” kadar ağır bir özür kastetmiyoruz. Örneğin otobüste birinin ayağına yanlışlıkla bastığımızda “Pardon” dememiz son derece doğal. Fakat ciddi bir hata yaptığımızda yalnızca “pardon” demek yetersiz ve hatta soğuk bulunabilir. Böyle bir durumda “Özür dilerim” veya “Kusura bakmayın” demek daha uygun olur.

Bu ayrım bana göre dilin tarihsel gelişimi açısından oldukça önemli. Çünkü kelimelerin anlamı sadece sözlüklerde değil, insanların onları hangi sosyal durumlarda kullandığında da oluşuyor.

Günlük Hayatta “Pardon” En Çok Nerelerde Kullanılır?

En yaygın kullanım, küçük ve istemeden gerçekleşen sosyal hatalarda karşımıza çıkıyor.

Birine çarpmak, önünden geçmek, yanlışlıkla sözünü kesmek, yolunu kapatmak veya fiziksel olarak rahatsızlık vermek gibi durumlarda “pardon” oldukça işlevsel.

Örneğin:

“Pardon, geçebilir miyim?”

“Pardon, fark etmedim.”

“Pardon, ayağınıza bastım.”

“Pardon, önümden geçebilir misiniz?”

Bu örneklerde kelime bir çeşit sosyal tampon görevi görüyor. Doğrudan “Çekilir misiniz?” demek emir gibi algılanabilirken “Pardon, geçebilir miyim?” ifadesi karşı tarafın kişisel alanını ve sosyal konumunu daha fazla gözetiyor.

İletişim açısından düşündüğümüzde burada küçük bir kelimenin çatışma ihtimalini azaltması söz konusu.

Ancak “pardon”un bir başka çok yaygın kullanımı da anlamadığımız veya duyamadığımız bir şeyi tekrar sormak.

“Pardon, son söylediğinizi duyamadım.”

“Pardon, tekrar eder misiniz?”

“Pardon?”

Burada kelime özürden çok “iletişim kanalında bir sorun oldu” mesajı veriyor. Yani kişi illa hata yapmış olmuyor. Sadece karşısındaki kişinin sözünü yeniden duymak istiyor.

“Pardon?” ile “Pardon!” Arasındaki Fark Neden Önemli?

İşin en eğlenceli kısmı bence burası.

Aynı kelime, tonlama değiştiğinde bambaşka bir anlam kazanabiliyor.

“Pardon?”

Burada kişi muhtemelen duymamış veya anlamamıştır.

“Pardon!”

Burada ise şaşkınlık, tepki hatta itiraz olabilir.

Birisi size “Bu işi sen yapacaksın” dediğinde “Pardon?” demeniz, aslında “Ne demek istiyorsun?” veya “Bunu gerçekten bana mı söylüyorsun?” anlamına gelebilir.

Daha sert bir tonla söylenen “Pardon ama siz ne yapıyorsunuz?” ise açık biçimde itiraz içerir.

Dolayısıyla “pardon”un anlamını sadece kelime üzerinden çözmeye çalışmak yeterli değil. Ses tonu, yüz ifadesi, konuşmanın öncesi ve kişiler arasındaki ilişki de hesaba katılmalı.

Bilimsel açıdan bu durum genel olarak dilin yalnızca kelimelerden oluşmadığını gösteren iletişim araştırmalarıyla uyumlu. İnsanlar konuşurken vurgu, tonlama, duraklama ve beden dilinden yoğun biçimde yararlanıyor. Dolayısıyla yazılı ortamda “pardon” ile yüz yüze konuşmadaki “pardon” arasında bile algı açısından ciddi fark oluşabiliyor.

“Pardon”, “Özür Dilerim” ve “Kusura Bakmayın” Aynı Şey mi?

Bence Türkçede en çok karıştırılan konulardan biri bu.

Üç ifade yakın anlamlı olsa da sosyal ağırlıkları farklı.

“Pardon” daha kısa, gündelik ve hafif bir ifade.

“Kusura bakmayın” daha nazik ve karşı tarafın hoşgörüsüne gönderme yapan bir kalıp.

“Özür dilerim” ise genellikle daha ciddi bir sorumluluk kabulünü ifade ediyor.

Örneğin bir mağazada birinin yanından geçerken “Pardon” demek yeterli olabilir. Fakat bir arkadaşınızı kıracak bir söz söylediyseniz “Pardon” demek samimiyetsiz bile algılanabilir.

“Özür dilerim, seni kırmak istemedim” çok daha güçlü bir onarım mesajıdır.

Buradan şu sonucu çıkarıyorum: Bir kelimenin kibar olması, her durumda yeterince etkili olduğu anlamına gelmiyor. Özrün ağırlığı ile yapılan hatanın ağırlığının birbirine yakın olması gerekiyor.

Kadınlar ve Erkekler “Pardon”u Farklı mı Kullanıyor?

Bu konuda “erkekler şöyledir, kadınlar böyledir” gibi kesin hükümler vermek bana doğru gelmiyor. Cinsiyet üzerinden yapılan iletişim genellemeleri, bireysel farklılıkları kolayca görünmez hale getirebilir.

Bununla birlikte, toplumsal roller ve yetiştirilme biçimleri nedeniyle bazı iletişim eğilimlerinin farklılaşabildiği üzerine sosyal bilimlerde uzun süredir tartışmalar bulunuyor.

Örneğin bazı erkekler sosyal ortamda “pardon”u daha çok stratejik bir iletişim aracı olarak kullanabilir. Kalabalıkta yol açmak, kısa bir yanlış anlaşılmayı hemen kapatmak veya gereksiz bir tartışmayı önlemek gibi sonuç odaklı bir yaklaşım görülebilir.

Bazı kadınlar ise “pardon” kullanımında ilişkinin duygusal boyutuna daha fazla önem verebilir. Karşı tarafı rahatsız edip etmediğini düşünmek, ortamın huzurunu korumak veya topluluk içindeki gerilimi azaltmak ön plana çıkabilir.

Fakat burada çok önemli bir sınır var: Bunlar biyolojik olarak kadın ve erkeklerin değişmez özellikleri değildir. Aynı davranışın içinde son derece farklı bireysel tercihler bulunabilir.

Bir erkeğin son derece empatik davranması veya bir kadının tamamen sonuç odaklı iletişim kurması olağandır. Yaş, kültür, eğitim, meslek, kişilik ve içinde bulunulan sosyal çevre çoğu zaman cinsiyetten daha açıklayıcı olabilir.
 
Üst