Pil Neden Çöpe Atılmaz? Çöp Kutusuna Atılan Küçücük Bir Pilin Büyük Hikâyesi
Pil Neden Çöpe Atılmaz? Çünkü O Küçücük Şeyin İçinde Hâlâ İş Var!
Geçenlerde evde çekmece temizliği yaparken yaklaşık on yedi tane pil buldum. Neden on yedi? Bilmiyorum. Sanki evde yaşayan herkes gizlice pil biriktirme konusunda anlaşmış. Kumandanın içinden çıkmış olan var, eski duvar saatinden kalan var, “Bunu lazım olur” diye yıllardır saklanan var. Bir tanesi de o kadar eskiydi ki üzerine bakınca çocukluğumdan bir hatıra bekledim.
Tam çöpe atacakken aklıma şu geldi: “Bir dakika, bu pil artık çalışmıyor diye neden normal çöpe gitsin?”
İşte mesele tam burada başlıyor.
Pil, dışarıdan bakınca küçük metal bir cisim. Fakat içinde kimyasal maddeler ve enerji depolayan bileşenler bulunuyor. Özellikle lityum iyon piller, tamamen bitmiş gibi görünseler bile belirli koşullarda yangın oluşturabilecek kadar enerji taşıyabiliyor. Bu nedenle atık pilin evsel çöpe karışması yalnızca çevre açısından değil, yangın güvenliği açısından da problem oluşturabiliyor. ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA), lityum iyon pillerin evsel çöpe veya normal geri dönüşüm kutusuna atılmamasını özellikle belirtiyor.
Yani pilin “Ben artık çalışmıyorum, beni rahat bırakın” demesi, aslında “Ben tamamen zararsızım” anlamına gelmiyor.
Çöp Kamyonunda Bir Pilin Başına Ne Gelebilir?
Şöyle düşünelim.
Bir pil çöpe atılıyor. Çöp poşetine giriyor. Poşette yemek artıkları, plastikler, metal parçalar ve daha birçok şey var. Sonra poşet çöp kamyonuna gidiyor. Ardından atık işleme tesisine ulaşıyor.
Buraya kadar pil açısından sıradan bir yolculuk gibi görünüyor.
Fakat pilin terminallerinin başka bir metalle temas etmesi, pilin ezilmesi veya delinmesi durumunda işler değişebiliyor. Özellikle lityum iyon pillerin zarar görmesi kısa devreye ve yangına yol açabiliyor. Atık tesislerinde pillerin sıkışması, kırılması veya işleme ekipmanlarında hasar görmesi yangın riski oluşturabiliyor.
Hatta EPA'nın incelediği 2013-2020 dönemine ilişkin verilerde, lityum iyon pillerle ilişkilendirilen atık yönetimi yangınları nedeniyle 64 tesiste 240'tan fazla yangın rapor edilmişti.
Burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
“Benim attığım küçücük pil nasıl koskoca tesiste yangına sebep olabilir?”
İşte mesele pilin boyutu değil, içinde depoladığı enerji ve maruz kalabileceği koşullar.
“Ama Pilin Şarjı Bitmişti?” Meselesi
Bu konuda en yaygın yanlış düşüncelerden biri şu:
“Telefonu artık açmıyor, demek ki pil tamamen boş.”
Aslında bu kadar basit değil.
Bazı piller kullanım sırasında cihazı çalıştırmayacak kadar düşük seviyeye inse bile hâlâ enerji barındırabilir. EPA da kullanılmış pillerin dahi yaralanmaya veya yangına neden olabilecek miktarda enerji taşıyabileceğini belirtiyor.
Yani pilin “bitmiş” olması, fiziksel olarak içindeki bütün enerjinin sihirli şekilde ortadan kaybolduğu anlamına gelmiyor.
Bir bakıma pil, emekli olmuş ama emeklilik parasını hâlâ hesabında tutan eski bir çalışan gibi. Görev yapmıyor ama tamamen etkisiz de değil.
Pillerin İçinde Sadece “Elektrik” Yok
Pillerin türüne göre kimyasal içerikleri değişiyor. Bazı pillerde lityum, nikel, kobalt, mangan, kurşun, kadmiyum veya başka metaller bulunabiliyor. Bu maddelerin hepsi her pil türünde bulunmaz; dolayısıyla “bütün piller zehirlidir” demek de doğru olmaz.
Fakat yanlış yönetildiğinde bazı pil türlerinin çevre ve insan sağlığı açısından risk oluşturabileceği biliniyor. Örneğin bazı pillerde bulunan ağır metaller uygun olmayan koşullarda toprağa veya suya karışabilir. EPA, pil türlerinin kimyasal yapısına göre doğru atık yönetiminin belirlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Burada önemli olan korkmak değil, doğru davranışı bilmek.
Çünkü çevre bilinci “Her şey tehlikeli!” demek değildir.
Asıl çevre bilinci, “Hangi atığı nereye vermeliyim?” sorusunu sorabilmektir.
Erkek Ali: “Bunu Sistematik Çözelim”
Forumlarda böyle konular açılınca herkesin farklı bir yaklaşımı oluyor.
Mesela Ali, elindeki pilleri masanın üzerine dizer.
“Önce sınıflandırıyoruz,” der.
“AA, AAA, düğme pil, şarjlı pil... Sonra kullanılabilir olanları ayırıyoruz. Bitmiş olanları da uygun toplama noktasına götürüyoruz.”
Ali'nin yaklaşımında strateji vardır. Önce problemi tanımlar, sonra kategorilere ayırır, ardından çözüm planı çıkarır.
Ama Ali'nin yanında Mehmet de vardır ve onun yöntemi biraz farklıdır:
“Ben önce evdeki bütün elektronik cihazları kontrol edeceğim. Kullanılmayan cihazların içinde pil kalmış mı bakacağım.”
Biri sistem kuruyor, diğeri kaynak taraması yapıyor.
Bunları özellikle “erkekler böyledir” diye anlatmıyorum. Çünkü gerçek hayatta kadınlar da aynı derecede sistematik davranabilir, erkekler de son derece duygusal ve ilişki odaklı olabilir. Mesele cinsiyet değil, karakter.
Nitekim aynı gruptaki Zeynep'in yaklaşımı tamamen farklıdır.
Zeynep: “Bu Pil Nereye Gidecek, Bunu Kim Toplayacak?”
Zeynep'in ilk sorusu “Nasıl sınıflandıracağız?” değil.
“Mahallede bunun için neresi var?” oluyor.
Ardından apartmandaki yaşlı komşusuna da haber veriyor. Çocukların düğme pillere ulaşmaması gerektiğini hatırlatıyor. İş yerindeki arkadaşlarına pilleri normal çöp yerine toplama noktasına bırakmalarını söylüyor.
Onun yaklaşımı daha ilişki odaklı.
Bir başkasının hayatını ve alışkanlıklarını hesaba katıyor.
Bu iki yaklaşım aslında birbirinin karşıtı değil. Tam tersine, çevre sorunlarının çözümünde ikisine de ihtiyaç var.
Strateji olmadan iyi niyet dağılabilir.
Empati olmadan strateji ise insanlara ulaşmayabilir.
Ve açıkçası pil meselesinde ihtiyacımız olan şey tam olarak bu ikisinin birleşimi.
Pilleri Geri Dönüştürmek Neden Mantıklı?
Pil Neden Çöpe Atılmaz? Çünkü O Küçücük Şeyin İçinde Hâlâ İş Var!
Geçenlerde evde çekmece temizliği yaparken yaklaşık on yedi tane pil buldum. Neden on yedi? Bilmiyorum. Sanki evde yaşayan herkes gizlice pil biriktirme konusunda anlaşmış. Kumandanın içinden çıkmış olan var, eski duvar saatinden kalan var, “Bunu lazım olur” diye yıllardır saklanan var. Bir tanesi de o kadar eskiydi ki üzerine bakınca çocukluğumdan bir hatıra bekledim.
Tam çöpe atacakken aklıma şu geldi: “Bir dakika, bu pil artık çalışmıyor diye neden normal çöpe gitsin?”
İşte mesele tam burada başlıyor.
Pil, dışarıdan bakınca küçük metal bir cisim. Fakat içinde kimyasal maddeler ve enerji depolayan bileşenler bulunuyor. Özellikle lityum iyon piller, tamamen bitmiş gibi görünseler bile belirli koşullarda yangın oluşturabilecek kadar enerji taşıyabiliyor. Bu nedenle atık pilin evsel çöpe karışması yalnızca çevre açısından değil, yangın güvenliği açısından da problem oluşturabiliyor. ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA), lityum iyon pillerin evsel çöpe veya normal geri dönüşüm kutusuna atılmamasını özellikle belirtiyor.
Yani pilin “Ben artık çalışmıyorum, beni rahat bırakın” demesi, aslında “Ben tamamen zararsızım” anlamına gelmiyor.
Çöp Kamyonunda Bir Pilin Başına Ne Gelebilir?
Şöyle düşünelim.
Bir pil çöpe atılıyor. Çöp poşetine giriyor. Poşette yemek artıkları, plastikler, metal parçalar ve daha birçok şey var. Sonra poşet çöp kamyonuna gidiyor. Ardından atık işleme tesisine ulaşıyor.
Buraya kadar pil açısından sıradan bir yolculuk gibi görünüyor.
Fakat pilin terminallerinin başka bir metalle temas etmesi, pilin ezilmesi veya delinmesi durumunda işler değişebiliyor. Özellikle lityum iyon pillerin zarar görmesi kısa devreye ve yangına yol açabiliyor. Atık tesislerinde pillerin sıkışması, kırılması veya işleme ekipmanlarında hasar görmesi yangın riski oluşturabiliyor.
Hatta EPA'nın incelediği 2013-2020 dönemine ilişkin verilerde, lityum iyon pillerle ilişkilendirilen atık yönetimi yangınları nedeniyle 64 tesiste 240'tan fazla yangın rapor edilmişti.
Burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
“Benim attığım küçücük pil nasıl koskoca tesiste yangına sebep olabilir?”
İşte mesele pilin boyutu değil, içinde depoladığı enerji ve maruz kalabileceği koşullar.
“Ama Pilin Şarjı Bitmişti?” Meselesi
Bu konuda en yaygın yanlış düşüncelerden biri şu:
“Telefonu artık açmıyor, demek ki pil tamamen boş.”
Aslında bu kadar basit değil.
Bazı piller kullanım sırasında cihazı çalıştırmayacak kadar düşük seviyeye inse bile hâlâ enerji barındırabilir. EPA da kullanılmış pillerin dahi yaralanmaya veya yangına neden olabilecek miktarda enerji taşıyabileceğini belirtiyor.
Yani pilin “bitmiş” olması, fiziksel olarak içindeki bütün enerjinin sihirli şekilde ortadan kaybolduğu anlamına gelmiyor.
Bir bakıma pil, emekli olmuş ama emeklilik parasını hâlâ hesabında tutan eski bir çalışan gibi. Görev yapmıyor ama tamamen etkisiz de değil.
Pillerin İçinde Sadece “Elektrik” Yok
Pillerin türüne göre kimyasal içerikleri değişiyor. Bazı pillerde lityum, nikel, kobalt, mangan, kurşun, kadmiyum veya başka metaller bulunabiliyor. Bu maddelerin hepsi her pil türünde bulunmaz; dolayısıyla “bütün piller zehirlidir” demek de doğru olmaz.
Fakat yanlış yönetildiğinde bazı pil türlerinin çevre ve insan sağlığı açısından risk oluşturabileceği biliniyor. Örneğin bazı pillerde bulunan ağır metaller uygun olmayan koşullarda toprağa veya suya karışabilir. EPA, pil türlerinin kimyasal yapısına göre doğru atık yönetiminin belirlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Burada önemli olan korkmak değil, doğru davranışı bilmek.
Çünkü çevre bilinci “Her şey tehlikeli!” demek değildir.
Asıl çevre bilinci, “Hangi atığı nereye vermeliyim?” sorusunu sorabilmektir.
Erkek Ali: “Bunu Sistematik Çözelim”
Forumlarda böyle konular açılınca herkesin farklı bir yaklaşımı oluyor.
Mesela Ali, elindeki pilleri masanın üzerine dizer.
“Önce sınıflandırıyoruz,” der.
“AA, AAA, düğme pil, şarjlı pil... Sonra kullanılabilir olanları ayırıyoruz. Bitmiş olanları da uygun toplama noktasına götürüyoruz.”
Ali'nin yaklaşımında strateji vardır. Önce problemi tanımlar, sonra kategorilere ayırır, ardından çözüm planı çıkarır.
Ama Ali'nin yanında Mehmet de vardır ve onun yöntemi biraz farklıdır:
“Ben önce evdeki bütün elektronik cihazları kontrol edeceğim. Kullanılmayan cihazların içinde pil kalmış mı bakacağım.”
Biri sistem kuruyor, diğeri kaynak taraması yapıyor.
Bunları özellikle “erkekler böyledir” diye anlatmıyorum. Çünkü gerçek hayatta kadınlar da aynı derecede sistematik davranabilir, erkekler de son derece duygusal ve ilişki odaklı olabilir. Mesele cinsiyet değil, karakter.
Nitekim aynı gruptaki Zeynep'in yaklaşımı tamamen farklıdır.
Zeynep: “Bu Pil Nereye Gidecek, Bunu Kim Toplayacak?”
Zeynep'in ilk sorusu “Nasıl sınıflandıracağız?” değil.
“Mahallede bunun için neresi var?” oluyor.
Ardından apartmandaki yaşlı komşusuna da haber veriyor. Çocukların düğme pillere ulaşmaması gerektiğini hatırlatıyor. İş yerindeki arkadaşlarına pilleri normal çöp yerine toplama noktasına bırakmalarını söylüyor.
Onun yaklaşımı daha ilişki odaklı.
Bir başkasının hayatını ve alışkanlıklarını hesaba katıyor.
Bu iki yaklaşım aslında birbirinin karşıtı değil. Tam tersine, çevre sorunlarının çözümünde ikisine de ihtiyaç var.
Strateji olmadan iyi niyet dağılabilir.
Empati olmadan strateji ise insanlara ulaşmayabilir.
Ve açıkçası pil meselesinde ihtiyacımız olan şey tam olarak bu ikisinin birleşimi.
Pilleri Geri Dönüştürmek Neden Mantıklı?